- 02 / 842 2023
Alanya’da Gezilecek & Görülecek Yerler

Türkiye’nin güneyinde bir tatil cenneti olan Alanya, doğal güzellikleri, tarihi yapıları ve sıcak iklimi ile özellikle yaz mevsimlerinde yerli ve yabancı turistler tarafından tercih edilmektedir. Tarih boyunca, bulunduğu konumdan ve coğrafi özelliklerinden ötürü birçok medeniyet tarafından kent olarak kullanılan Alanya’da, bu medeniyetler tarafından inşa edilmiş ve günümüzde hala görülebilen tarihi yapılar bulunmaktadır. Friglerden Romalılara, Anadolu Selçuklu Devleti’nden Osmanlı’ya kadar uzanan tarihi boyunca cazibe merkezi olan Alanya, günümüzde de dünyanın her yerinden binlerce ziyaretçiye ev sahipliği yapmaya devam ediyor.
Alanya’da gezilebilecek yerler arasında özellikle tarihi yapılar yer alırken, bunun yanı sıra bölgenin doğal güzellikleri arasında da oldukça ilgi çekici yerler bulunuyor.
Kızılkule: 
Alanya denildiği zaman akla ilk gelen yapılardan olan Kızılkule, bölgenin sembolik yapıları arasındadır. Mimarisi ve konumu ile oldukça dikkat çekici bir yapı olan kuleyi, ilçe merkezinde tarihi yarımada civarında ziyaret edebilirsiniz.
13. yüzyıl yapılarından olan kule, I.Alaaddin Keykubat tarafından inşa ettirilmiştir. Bölgeye, denizden gelebilecek tehditleri önlemek ve şehri savunmak amacıyla kurulan Kızılkule, eğimli bir arazi üzerine yapılmıştır. Her iki cephesinin zeminle olan mesafesi farklı olan kulenin doğu tarafı 33 metre olurken; batı tarafı doğuya göre 3 metre daha kısadır.
Yapımında dikdörtgen kireç taşı ve devşirme ürünler kullanılan kule, ihtişamlı görünümü ile 13. yüzyıl yapılarının en güzel örnekleri arasındadır. Girişlerin kuzey cephesinden yapıldığı kulenin kapısında “Allah’a minnet” yazısı dikkat çekmektedir.
Alanya Kalesi:
Alanya ilçe merkezinde tarihi yarımada sınırları içerisinde yer alan kale, bölgesin önemli tarihi yapılarındandır. Kale, ilçe merkezinden yaklaşık 5 – 10 dakikalık yürüme mesafesindedir.
Çevresini kaplayan, yaklaşık 6 kilometrelik surlar ile oldukça ihtişamlı bir görüntüye sahip olan kale, 1221 senesinde şehri denizden gelebilecek olan tehditlere karşı korumak amacıyla I. Alaaddin Keykubat döneminde kullanılmaya başlanmıştır. Aynı dönem içerisinde çeşitli restorasyon çalışmaları yapılan kale, daha da güçlendirilmiştir. Yapının içerisinde, su ihtiyaçları konusunda sorun yaşanmaması adına bir adet de sarnıç inşa edilmiştir.
Damlataş Mağarası:
1948 yılında liman inşaatında kullanılacak taş için ocak açılması sırasında bulunmuştur. Mağara, tarihi Alanya Kalesi’nin batı kıyısındadır. Mağaranın giriş kısmında 50 metrelik bir geçit vardır. Yüksekliği 15 metreyi bulan geçitten sonra silindirik bir boşluğa gelinir. Buradan mağaranın tabanına inilir. Mağara, sarkıtlardan damlamaya devam eden su damlaları nedeniyle Damlataş adını almıştır. Mağara, büyüleyici güzelliğinin yanı sıra astım hastalarına iyi gelen havasıyla da ünlüdür. Doktor kontrolünde mağarada belli bir süre oturarak 21 günlük tedavi kürü uygulayan hastalar vardır. Mağaranın havası yaz kış değişmez; sıcaklık 22 santigrat derece, rutubet yüzde 95, sabit basınç 760 mm’dir. Mağaranın havasında yüzde 71 azot, yüzde 20,5 oksijen, onbinde 2,5 karbondioksit ve bir miktar radyoaktivite ile iyonlar bulunmaktadır.
Türkiye’nin turizme açılan ilk mağarasıdır.
Seyir Terası:
Belediyenin düzenlediği seyir terası park alanı denizden 650 metre yüksekliktedir. Ulaşımı asfalt yolla rahat ve kolaydır. Alanyayı çok geniş açıdan kuşbakışı seyredebileceğiniz güzel bir park, piknik ve dinlenme alanıdır.
Alanyanın içinde Keykubat Bulvarı (Antalya-Mersin Karayolu) üzerinde tabela ile girişi vardır. Yola saptıktan sonra düz karşıya ilerlerseniz eski yoldan (Yayla Yolu) ilk sağdan çift yola dönüp ilerlerseniz yeni yoldan 3 km giderek seyir teraslarına ulaşırsınız.
Seyir terasları bölgesinde oturma alanları, piknik masaları, büfe ve çay bahçeleri vardır. Bu bölgede sabah kahvaltısı çok revaçtadır.
Kleopatra Plajı:
Bu plaj ise ismini ünlü Mısır Kraliçesi Kleopatra’dan almıştır. Bilinen kaynaklara göre o dönemin generali Alanya ve çevresini Kleopatra’ya hediye etmiştir. Söylenen bilgilere göre Kleopatra sefere çıktığında Alanya’ya uğrayarak denize girermiş.
Teleferik:
Damlataş 100. Yıl Parkı yanında bulunan Damlataş İstasyonundan kaleye çıkılırken Damlataş ve Kleopatra Plajlarının manzarası yolculuğu keyifli bir hale getiriyor. Tepede teleferik Ehmedek’in alt kısmına geliyor. Buradaki çeşitli seyir teraslarından Alanya ve limanın manzarasının seyrine doyum olmuyor. Biraz merdiven çıkılarak Ehmedek Kalesi içinden geçiliyor, buradaki seyir teraslarından ise Kleopatra Plajının kuşbakışı seyrine doyum olmuyor.
Yukarıdaki Yazılan Yerleri(Kleopatra Sahili,Teleferik,Alanya Kalesi,Kızılkule,Seyir Terası,Alanya Limanı) Bizimle Gezmek İsterseniz BURADAN rezervasyon yapabilirsiniz.
SAPADERE KANYONU:
Sapadere Çayı’nın çıkış noktasında bulunan kanyon üzerine yapılan çelik desteklerle yürüyüş yolu ve kanyon girişinde inşa edilen mesire yeri, kır gazinosu gibi yatırımlar ile kanyon görülmeye değer bir turizm alanı haline getirilmiştir. Alanya’ya 40 kilometre, Antalya Hava Limanı’na 175 kilometre uzaklıkta olan Sapadere Kanyonu’na Alanya-Gazipaşa karayolundan Demirtaş Kasabası’na giden asfalt yol ile rahatlıkla ulaşabilmektedir. Sapadere Kanyonu girişinden yaklaşık 300 metre içeride görülmeye değer bir şelale ve bu şelalenin döküldüğü yerde ahşap ve çelik yapı malzemesi kullanılarak oluşturulmuş, çevreye zarar vermeyecek ve gerektiğinde kaldırılabilecek şekilde inşa edilmiş bir platform bulunmaktadır.
CÜCELER MAĞARASI:
Sapadere Kanyonu ziyaretinde gidilebilecek bir diğer mekan ise Cüceler Mağarası’dır. Gazipaşa ilçe merkezinin kuzey batısında, 37 kilometre uzağında bulunan Sapadere Mahallesi’nde yer alır. İsmini cüceler ile ilgili bir hikayeden alan mağara, Antalya’nın diğer bölgelerinde bulunan mağaralara göre nispeten küçüktür.
Yukarıdaki Yazılan Yerleri(Sapadere Kanyonu & Cüceler Mağarası) Bizimle Gezmek İsterseniz BURADAN rezervasyon yapabilirsiniz.
DİM ÇAYI:
İlçe merkezine 15 kilometre uzaklıktaki Dim Çayı piknik alanlarıyla, restoranlarıyla ve pansiyonlarıyla kesinlikle muhteşem bir nokta. Burada bulunan göl kıyısındaki teras ve ahşap platformdaki masaların birinde yemeklerinizi yiyip, ardından uykunuz geldiğinde dinlenme localarında mis gibi bir havada temiz bir uyku çekebilirsiniz. Akdeniz’in en huzur verici yerleri arasındaki Dim Çayı, sizi istediğiniz kadar dinlendirmeye hazır. Uyandığınızda çayın serin sularında yüzerek kendinize gelebilirsiniz.
DİM BARAJI:
Dim Çayı üzerinde, sulama, enerji ve içme suyu temini amacıyla 1998-2004 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.
Beton ve kaya gövde dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 5.190.000 m³, akarsu yatağından yüksekliği 135,00 m, normal su kotunda göl hacmi 250,63 hm³, normal su kotunda göl alanı 4,70 km²’dir. Baraj 6.600 hektarlık bir alana sulama hizmeti verirken, 38 MW güç ile de yıllık 127 GWh’lik elektrik enerjisi üretmektedir.
DİM MAĞARASI:
Alanya’ya 11 km uzaklıkta olan mağara deniz seviyesinden 232 m yükseklikte olup, Cebeli Reis Dağı’nın batı yamacında yer alır.
4 galeriden oluşan Dim Mağarası 360 m uzunluğunda, yatay, 10-15 m genişliğinde ve yüksekliğindedir. Mağara içinde zengin sarkıt, dikit ve travertenlerden oluşumlar vardır. Mağaranın sonunda, girişten 17 m daha derinde 200 m² su yüzeyi bulunan küçük bir göl bulunmaktadır.
Türkiye’nin ziyarete açılan ikinci büyük mağarasıdır.
Yukarıdaki Yazılan Yerleri(DİM Mağarası-DİM Çayı – Dim Barajı) Bizimle Gezmek İsterseniz BURADAN rezervasyon yapabilirsiniz.
English
Deutsch
Русский
Polski
Français